Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Kabaca Bu

Kadınlar Manken Gibi Olmak İstiyor

İnternette kadın ve moda sitelerini ziyaret eden kadınlar arasında yapılan araştırmada, en fazla "Manken gibi bir vücuda nasıl sahip olunur?" bölümünün tıklandığı belirlendi.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Muammer Kaya'nın yaptığı araştırmaya göre, ilgili siteleri "tıklayan" kadınlar arasında yapılan ölçümlemede, "Manken gibi bir vücuda nasıl sahip olunur?" bölümünü 7 bin 71 kişi, "Kırışıklıklar nasıl engellenir?" bölümünü 5 bin 248 kişi, "Epilasyon" bölümünü 3 bin 782 kişi inceledi.

Kadınların güzel olmak veya kalmak konusundaki en önemli korkularının da sırasıyla kırışıklık (yaşlanmak), kıl-tüy ve selülit olduğu saptandı.

Hamilelik testleri


Kadın Sağlığı Uzmanı Dr. Birgül Karakoç, gebelik öncesi ve gebelik süresince gerçekleştirilmesi gereken testler konusunda bilgi verdi.


Çocuk sahibi olmaya karar vermek insanın hayatında verdiği en önemli kararlardan biridir. Bu zor kararı verdikten sonra gebe kalmadan önce ruhsal ve fiziksel olarak hazırlanmak gerekir. İlk doktor ziyaretine gebe kaldıktan sonra gitmek yeterli olmayabilir. Sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek, sağlıklı ve rahat bir doğum yapabilmek ve sağlıklı bir çocuk sahibi olabilmek için hamile kalmaya karar verildiğinde en az 3 ay öncesinde doktorla görüşmek önemlidir. Muayenenin ilk aşaması görüşmedir. Bu görüşmede yaş, meslek, kaçıncı evlilik olduğu gibi bazı bilgiler öncelikle alınır. Daha sonra kalp hastalığı, diyabet, karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı, tiroid hastalıkları gibi sistemik hastalıklar olup olmadığı sorgulanır. Jinekolojik ve obstetrik (gebelik) öyküsü ayrı ayrı sorgulanır. Bu ilk görüşmede, hem anne hem de baba adayının aile geçmişleri sorgulanır, genetik geçiş gösteren herhangi bir anomali ya da hastalığın olup olmadığı araştırılır ve böyle bir durum varlığında genetik biriminden danışmanlık almanız önerilir.

Öykü sonrası genel fizik muayene ve jinekolojik muayene yapılır. Son 1 yıl içinde pap-smear testi yapılmadı ise pap-smear testi yapılır. Transvajinal ultrasonografi ile pelvik organların durumuna bakılır. Muayenede ayrıca boy, kilo ve kan basıncı tesbiti yapılır.
Bilinen herhangi bir hastalığı olmayan hastalarda gebelik öncesi rutin testler:

• Tam kan sayımı
• Tam idrar tetkiki
• Anne ve babanın kan grupları
• Toksoplazma ile ilgili testler
• Rubella (kızamıkçık) ile ilgili testler
• Hepatit B ile ilgili testler
• Açlık kan şekeri
• Kromozom incelemeleri ( akraba evliliği yapmış olanların ve genetik hastalığı düşündüren sakatlıklara sahip bebek doğurmuş olanların yaptırması önerilir)
• Sistemik bir hastalık varlığında ise ilgili branş hekiminden konsültasyon istenir ve birlikte takip ve tedavi edilir.


Hamile kalmak isteyenlere öneriler:
• Yapılan testlerde kızamıkçık için bağışıklık tesbit edilmez ise aşı yapılması önerilir. Aşı yapıldıktan sonra 3 ay gebe kalmamak gerekir.
• Diyabet mevcut ise, kan şekerinin kontrol altında tutulması gerekir.
• Sigara veya diğer bağımlıklıkların en kısa zamanda kesilmesi gerekir
• Alkol kullanımı sınırlandırılmalıdır.
• Mümkün olduğunca stresten uzak durmak önerilir
• Gebe kalmaya karar verince beslenmede düzenlenmelidir. Suni tatlandırıcılar, kafein kullanımı azaltılmalıdır. Küflü peynirler, az pişmiş yumurtalar, pastörize edilmemiş süt ürünleri, baharatlı et ezmesi (pate), iyi yıkanmamış salatalar, soğuk hazırlanmı et ve önceden pişirilmiş yemeklerden uzak durulması gerekir.
• Evde kedi besleyen kadınların kedi pisliklerini temizlemekte başka birinden yardım istemeli veya bu mümkün değil ise eldiven kullanması ve işi bittiğinde ellerini iyice yıkaması gerekir.
• Hamile olmayı planlayan kadınların köpekbalığı, kılıçbalığı veya marlin yemekten kaçınmalı, ton balığı miktarını çok azaltmaları gerekir.
• Gereksiz ilaç almaktan ve radyasyona maruz kalmaktan kaçınmak gerekir.
• Hamile kalmadan 2-3 ay kadar önce günlük 400-800mikrogram folik asit takviyesine başlanması önerilir.
• Ayrıca düzenli spor yapılması faydalıdır.

Gebelik süresince yapılması gereken testler:
Hamilelik süresince çeşitli testler tapılır. Bu testlerden bazıları tüm hamile kadınlar için ve bebeğin veya annenin sağlığını kontrol etmek amacıyla önerilmektedir; diğerleri ise belirli risk faktörleri veya sağlık sorunları taşıyan anneler içindir.

Gebelikte yapılan kan tetkikleri;
• Tam kan sayımı ve kan grubu tayini
• Tam idrar tahlili ve idrar kültürü
• Açlık kan şekeri
• HBs Ag (sarılık taşıyıcılığını gösterir)
• HIV testi
• Sifiliz (VDRL) (Frengi olarak bilinen, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır)
• TORCH (Toksoplazma, su çiçeği, kızıl, kabakulak, bel soğukluğu gibi hastalıklar, Sitomegalovirüs, Herpes simpleks tip 2 bakılabilir)
• Şeker yükleme testi ( 50 gram glukoz ile 24 - 28. gebelik haftasında)
• İndirekt Coombs testi ( Rh uygunsuzluğu olan çiftlerde)
• Tiroid fonksiyon testleri
Ultrasonografi: Bebeğin ve plasentanın tam görünüşü elde edilir. Ultrasonografi hem anne hem de bebek için güvenli kabul edilmektedir. Ve ;
• Bebeğin boyutunu ve gebelik haftasını tesbit etmek
• Bebeğin ve plasentanın konumunu belirlemek
• Bebek ve plasentada ki fiziksel sorunları kontrol etmek
• Çoğul gebelikleri tesbit etmek
• Diğer tanısal testeler yardımcı olmak amacı ile faydalıdır.

Bunların dışında bebekte bir problem varlığını ve riskini araştırmak için;
11-14. gebelik haftası arasında ultrasonografi ile ense plisi ölçümü ve ikili tarama test
16-18. gebelik haftası arasında Alfa Feta Protein testi
20-24. gebelik haftasında ultrasonografik fetal anomali araştırması ve fetal biyometri (2. düzey ultrasonografi) yapılır.

Yapılan ikili veya üçlü test sonuçları pozitif (riskli olan) tesbit edildiğinde, anne yaşı 35 üzerinde olduğunda, daha önceki gebelikte genetik hastalık, Down sendromlu bebeği olanlarda girişimsel testlere başvurulması ve karyotip analizi yapmak gerekebilir.

CVS (Koriyon Villus Sampling) (10-12. gebelik haftasında yapılır, erken dönemde sonuç verir. % 1-3 oranında bebeği kaybetme riski vardır. )
Amniosentez (ideal olarak16 – 18. gebelik haftası arasında yapılır, bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan bir iğne yardımıyla sıvı alma işlemidir ve yaklaşık %1 düşük riski mevcuttur.)


Kadın Sağlığı Uzmanı Dr. Birgül Karakoç, gebelik öncesi ve gebelik süresince gerçekleştirilmesi gereken testler konusunda bilgi verdi.


Çocuk sahibi olmaya karar vermek insanın hayatında verdiği en önemli kararlardan biridir. Bu zor kararı verdikten sonra gebe kalmadan önce ruhsal ve fiziksel olarak hazırlanmak gerekir. İlk doktor ziyaretine gebe kaldıktan sonra gitmek yeterli olmayabilir. Sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek, sağlıklı ve rahat bir doğum yapabilmek ve sağlıklı bir çocuk sahibi olabilmek için hamile kalmaya karar verildiğinde en az 3 ay öncesinde doktorla görüşmek önemlidir. Muayenenin ilk aşaması görüşmedir. Bu görüşmede yaş, meslek, kaçıncı evlilik olduğu gibi bazı bilgiler öncelikle alınır. Daha sonra kalp hastalığı, diyabet, karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı, tiroid hastalıkları gibi sistemik hastalıklar olup olmadığı sorgulanır. Jinekolojik ve obstetrik (gebelik) öyküsü ayrı ayrı sorgulanır. Bu ilk görüşmede, hem anne hem de baba adayının aile geçmişleri sorgulanır, genetik geçiş gösteren herhangi bir anomali ya da hastalığın olup olmadığı araştırılır ve böyle bir durum varlığında genetik biriminden danışmanlık almanız önerilir.

Öykü sonrası genel fizik muayene ve jinekolojik muayene yapılır. Son 1 yıl içinde pap-smear testi yapılmadı ise pap-smear testi yapılır. Transvajinal ultrasonografi ile pelvik organların durumuna bakılır. Muayenede ayrıca boy, kilo ve kan basıncı tesbiti yapılır.
Bilinen herhangi bir hastalığı olmayan hastalarda gebelik öncesi rutin testler:

• Tam kan sayımı
• Tam idrar tetkiki
• Anne ve babanın kan grupları
• Toksoplazma ile ilgili testler
• Rubella (kızamıkçık) ile ilgili testler
• Hepatit B ile ilgili testler
• Açlık kan şekeri
• Kromozom incelemeleri ( akraba evliliği yapmış olanların ve genetik hastalığı düşündüren sakatlıklara sahip bebek doğurmuş olanların yaptırması önerilir)
• Sistemik bir hastalık varlığında ise ilgili branş hekiminden konsültasyon istenir ve birlikte takip ve tedavi edilir.


Hamile kalmak isteyenlere öneriler:
• Yapılan testlerde kızamıkçık için bağışıklık tesbit edilmez ise aşı yapılması önerilir. Aşı yapıldıktan sonra 3 ay gebe kalmamak gerekir.
• Diyabet mevcut ise, kan şekerinin kontrol altında tutulması gerekir.
• Sigara veya diğer bağımlıklıkların en kısa zamanda kesilmesi gerekir
• Alkol kullanımı sınırlandırılmalıdır.
• Mümkün olduğunca stresten uzak durmak önerilir
• Gebe kalmaya karar verince beslenmede düzenlenmelidir. Suni tatlandırıcılar, kafein kullanımı azaltılmalıdır. Küflü peynirler, az pişmiş yumurtalar, pastörize edilmemiş süt ürünleri, baharatlı et ezmesi (pate), iyi yıkanmamış salatalar, soğuk hazırlanmı et ve önceden pişirilmiş yemeklerden uzak durulması gerekir.
• Evde kedi besleyen kadınların kedi pisliklerini temizlemekte başka birinden yardım istemeli veya bu mümkün değil ise eldiven kullanması ve işi bittiğinde ellerini iyice yıkaması gerekir.
• Hamile olmayı planlayan kadınların köpekbalığı, kılıçbalığı veya marlin yemekten kaçınmalı, ton balığı miktarını çok azaltmaları gerekir.
• Gereksiz ilaç almaktan ve radyasyona maruz kalmaktan kaçınmak gerekir.
• Hamile kalmadan 2-3 ay kadar önce günlük 400-800mikrogram folik asit takviyesine başlanması önerilir.
• Ayrıca düzenli spor yapılması faydalıdır.

Gebelik süresince yapılması gereken testler:

Hamilelik süresince çeşitli testler tapılır. Bu testlerden bazıları tüm hamile kadınlar için ve bebeğin veya annenin sağlığını kontrol etmek amacıyla önerilmektedir; diğerleri ise belirli risk faktörleri veya sağlık sorunları taşıyan anneler içindir.

Gebelikte yapılan kan tetkikleri;
• Tam kan sayımı ve kan grubu tayini
• Tam idrar tahlili ve idrar kültürü
• Açlık kan şekeri
• HBs Ag (sarılık taşıyıcılığını gösterir)
• HIV testi
• Sifiliz (VDRL) (Frengi olarak bilinen, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır)
• TORCH (Toksoplazma, su çiçeği, kızıl, kabakulak, bel soğukluğu gibi hastalıklar, Sitomegalovirüs, Herpes simpleks tip 2 bakılabilir)
• Şeker yükleme testi ( 50 gram glukoz ile 24 - 28. gebelik haftasında)
• İndirekt Coombs testi ( Rh uygunsuzluğu olan çiftlerde)
• Tiroid fonksiyon testleri
Ultrasonografi: Bebeğin ve plasentanın tam görünüşü elde edilir. Ultrasonografi hem anne hem de bebek için güvenli kabul edilmektedir. Ve ;
• Bebeğin boyutunu ve gebelik haftasını tesbit etmek
• Bebeğin ve plasentanın konumunu belirlemek
• Bebek ve plasentada ki fiziksel sorunları kontrol etmek
• Çoğul gebelikleri tesbit etmek
• Diğer tanısal testeler yardımcı olmak amacı ile faydalıdır.

Bunların dışında bebekte bir problem varlığını ve riskini araştırmak için;
11-14. gebelik haftası arasında ultrasonografi ile ense plisi ölçümü ve ikili tarama test
16-18. gebelik haftası arasında Alfa Feta Protein testi
20-24. gebelik haftasında ultrasonografik fetal anomali araştırması ve fetal biyometri (2. düzey ultrasonografi) yapılır.

Yapılan ikili veya üçlü test sonuçları pozitif (riskli olan) tesbit edildiğinde, anne yaşı 35 üzerinde olduğunda, daha önceki gebelikte genetik hastalık, Down sendromlu bebeği olanlarda girişimsel testlere başvurulması ve karyotip analizi yapmak gerekebilir.

CVS (Koriyon Villus Sampling) (10-12. gebelik haftasında yapılır, erken dönemde sonuç verir. % 1-3 oranında bebeği kaybetme riski vardır. )
Amniosentez (ideal olarak16 – 18. gebelik haftası arasında yapılır, bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan bir iğne yardımıyla sıvı alma işlemidir ve yaklaşık %1 düşük riski mevcuttur.)

Doğum sancısı artık yok

'Prenses Doğum" adı veriler bir yöntem sayesinde anne adayları acı çekmeden doğum yapabiliyor. Anne adayları ağrısız doğum ile karnındaki bebeğini tüm hareketlerini hissederken, sancı hissetmiyor.

Doğum, anne adayları için artık büyük acılar çektiren kabus olmaktan çıkıyor. "Prenses Doğum" adı verilen ağrısız doğum yöntemiyle, sancı çekmeden, o dayanılmaz ağrılara katlanmadan anne adayları bebeklerini kucağına alabiliyor.

'Prenses Doğum" adı veriler bir yöntem sayesinde anne adayları acı çekmeden doğum yapabiliyor. Anne adayları ağrısız doğum ile karnındaki bebeğini tüm hareketlerini hissederken, sancı hissetmiyor.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berrin Günaydın, ağrısız doğum yapmak isteyen anne adaylarının tercih ettiği 'Prenses Doğum' yöntemini anlattı. Doç. Dr. Günaydın, yöntem için öncelikle hastanın rahim ağzının belirli bir değere kadar açılması gerektiğini ifade ederek, sırta yapılan bir iğne ile bütün acıların ortadan kaybolduğunu söyledi.

İğnenin yapılmasıyla vücudun bir süre sonra uyuşmaya başladığını belirten Günaydın, "Hasta elindeki cihaz sayesinde ağrısın şiddetini kendi ayarlayabiliyor. Verdiğimiz ilaçların anne ve bebeğe zararı olmadığı bütün dünyada kanıtlanmıştır. Bu yöntem doğum yapan kadınların ve elbette doktorların da işini büyük ölçüde kolaylaştırıyor" diye konuştu. "Prenses Doğum" yöntemi ile bebeğini dünyaya getirmeye hazırlanan anne adayı ise, "İğne yapıldıktan sonra sancım durdu. Böyle bir imkan varken neden acı çekeyim? Daha rahat bir doğum yapmam için doktorum bu yöntemi tavsiye etti, bende kabul ettim" şeklinde konuştu. Bu yöntem ile ağrının kontrolü kısmen annenin kontrolüne bırakılıyor, yani anne adayı doğuma kadar ağrılarını kontrol edebiliyor. "Prenses doğum" olarak adlandırılan ağrısız doğum yönteminin hiçbir yan etkisi bulunmuyor. Anne adayları ağrısız doğum ile karnındaki bebeğini tüm hareketlerini hissederken, sancı hissetmiyor. Bütün bunlardan sonra yapmanız gereken, bebeğinizi kucağınıza alacağınız o mutla anı beklemek.

Kadının Cinsel Arzuları

Kadının cinsel arzuları erkeğinkine eşit düzeyde veya daha fazla olabilir, fakat her birimizin tek tek duyduğu cinsel istek, ruhsal durumumuzdan, geçmiş deneyimlerimizden ve eşimize ilişkin hislerimizden etkilenmektedir.

Gerek kadınlar, gerekse erkeklerde cinsel arzu, erkeklik hormonu testosteronun, vücuttaki dolaşım düzeyine bağlıdır. Cinsel istek çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar, fakat biyolojik anlamda testosteron, hem kadınlar, hem de erkekler için cinsel dürtünün kendisidir. Erkeklik hormonu, kadınlardan farklı düzeylerde bulunur, fakat bazı kadınlarda erkeklerinkinden daha yüksek düzeyde erkeklik hormonu bulunduğu da olur.

Geçmişte, kadınların cinsel isteklerinin erkeklerinkinden daha az olduğuna inanılırdı. Oysa gerçek durum, bunun hemen hemen tam tersi. Tarih boyunca kadın cinselliğinin, erkekler tarafından bastırılmış olmasının nedeni de bu olsa gerek. Kadınlarını çoğunluğunda cinsel istek, ortalama bir erkektekine eşit düzeydedir ve kadınlar, daha çok orgazm olabilmeleri ve cinsel uyarılma bölgelerinin yaygınlığı bakımından daha aktiftirler. Kadınların ve erkeklerin cinsel isteklerinde, gerçek anlamda tek farklılık, kadınların, adet dönemlerinde cinsel isteklerinin daha sabit bir seyir izlemesidir. Aslında bazı araştırmalarda, kadının cinsel isteği ile eşinin testosteron düzeyi arasında bir doğru orantı olduğu öne sürülmektedir.

Bu konuda yapılan bir araştırma, kadınların cinsel isteklerinin, adet dönemlerinin ortasındaki yumurtlama döneminde zirveye ulaştığını-ki bu, gebe kalma olasılığının artması açısından biloyojik yönden bir anlam taşımaktadır. Tam anlamıyla ispatlanmamış olmakla beraber, öyle görünüyor ki, kadında cinsel istek adet döneminin hemen öncesindeki ve sonrasındaki günlerde en yüksek düzeye ulaşmaktadır. Bazı kadınlar ise en yoğun cinsel isteği adet dönemi sırasında duymaktadırlar. Kadın, adet döeminde sevişmenin eşine itici geleceğini düşünerek, isteğini eşine söylemekte tereddüt edebilir. Gerçekten de erkeğin çoğu, adet olayına ilişkin olumsuz düşüncelere sahiptirler. Onlar için, kan, yara demektir, adet kanı ise "kirli" olduğu kendilerine öğretilmiş olan bölgeden akmaktadır. Bütün bunların bir araya gelmesiyle tam anlamıyla istek öldürücü bir sonuç ortaya çıkar. Kadınlara özellikle adet dönemlerinde daha sevecen duygular besleyen erkekler de vardır. Bu tip erkekler, adet olayını, kadınlana ilişkin gizemin bir parçası kabul edilerek, sevgilerini bu dönemde de göstermek isterler.

Günlük olaylarda dile getirilmemiş kızgınlıklar, cinsel alana yönelip kadının ilgisini yitirmesine yol açabilir. Eşini sürekli olarak ihmal eden, onunla konuşmayan bir erkek, sevişmek istediğinde hayal kırıklığına uğrayacaktır. Kadınlar, bu tip davranışlardan her zaman şikayetçidirler. Günümüzde de cinsellikle ilgilenmenin "hoş bir şey olmadığını" düşünen kadınlar var. Bu, "iyi" kadınların cinselliğe sadece çocuk sahibi olmak için katlandıkları inancının bir uzantısıdır. Bu madonna-xxxxxx ikilemi, hala varlığını sürdürmektedir ve yetiştiriliş biçimlerinin de etkisiyle bazı kadınların öylesine beyinleri yıkanmamıştır ki, kendi vücutlarının beklentilerinin bile farkına varmazlar.

Aşk+Seks=Sağlık



Bilim adamlarına göre sevgiyle gerçekleştirilen cinsel ilişki her derde deva. Sevişme, kasları gevşetiyor, acıyı dindiriyor, kalbi çalıştırıyor, form veriyor

MARMARA Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ferruh Şimşek, sevgiyle yaşanan cinselliğin mutluluk hormonlarını harekete geçirerek vücuda sayısız fayda sağladığını dile getirdi. Cinsel ilişkinin her bedensel fonksiyon gibi eksiksiz ve doğru olması gerektiğini belirten Şimşek, cinsel rahatsızlıkları olanları bunun bir sağlık sorunu olduğu bilinciyle hekimlere başvurmaya çağırdı.

İşte cinselliğin sağladığı yararlar:
• Kasları gevşetir: Cinsel ilişkide doyum sağlandıktan sonra, bütün vücutta fiziksel ve ruhsal tatmin, rahatlık duygusu oluşur. Orgazm sonrası yaşanacak rahatlama, belirgin farklılıklarla ortaya çıkar.
• Kan dolaşımını artırır: Cinsellik vücut için efordur. Aynı iki kat merdiven çıkmak ya da hafif bir egzersiz yapmak gibidir. Vücut daha fazla efor harcar. Kalp atışları hızlanır.
• Mutluluk verir: Mutluluk veren hormonların salgılanmasına neden olur. Endorfin, serotonin ve dopamin hormonları coşkuya yol açar.
• Acıları azaltır: Cinsel ilişkinin gevşetici etkisi, kas çekilmelerinde meydana gelen acıları da hafifletir.
• Formda hissettirir: Doygunluk, rahatlama ve sevginin bir sonucu olduğu için bedensel ve ruhsal katkısı vardır. Sevgiyle ve doygunlukla yapılan cinsellik formda hissettirir.
• Olumlu düşünmeyi sağlar: Orgazm sonucu serbest kalan enerji, olumsuz düşünceleri önleyip, olumlu bir bakış açısı verir.
• Adeti düzenler: Düzgün bir cinsel hayat hormonal dengeyi korur ve adetin düzenli olmasını sağlar. Düzenli orgazm yaşayan kadınlar kanlarındaki endorfin miktarından dolayı düzenli ve ağrısız adet görürler.

Hamilelikte Neler Yiyebiliriz, Neler Yiyemeyiz?

Doğacak olan bebeğinizin besin kaynağı sizin ona sunduğunuz depolarınızdır. Zehra C. Akören Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni “Bebek; ihtiyacı olan gıdaları, kordon aracılığı ile sizin kanınızdan temin eder. Dolayısıyla kanınızda dolaşan besin öğelerinin kalitesinden 1. derecede sorumlusunuz demektir.” diyerek hamilelikte doğru beslenmenin önemini anlatıyor.

 

bebek.com: Gebelikte protein alma ihtiyacı artar mı?

Zehra C. Akören: Gebelikte protein gereksinimi, kansızlık olmaması için artar. Protein az alınırsa demir eksikliği anemisi gelişip, düşüklere neden olabilir. Özellikle hayvansal kaynaklı protein alınmasına özen gösterilmelidir. Ancak; anne ideal kilosundan daha fazla bir kiloda hamile kaldı ise; yağ oranı düşük proteinli gıdalar tercih edilmelidir. Proteinli gıdaların pişirilme teknikleri de annenin kendisini iyi hissetmesi için önemlidir. Buğulama, haşlama, ızgara ve fırında pişirilenler tercih edilmeli, yağda kızartmalardan kaçınılmalıdır. Kırmızı et, tavuk eti, hindi eti, balık, yumurta, peynir çeşitleri, kurubaklagiller ve mantar proteinden zengin gıdalardır.

 

bebek.com: Hamilelikte C vitaminine daha fazla ihtiyaç var mıdır?

Zehra C. Akören: Bütün vitaminler anne ve bebeği için gerekli olduğu gibi özellikle; C vitamini daha önemli bir yere sahiptir. Proteinlerle birlikte alınırsa demir emilimini arttırır. Annenin hastalıklara karşı direncini yükseltir. Vücutta depolanan bir vitamin olmadığından meyve ve sebzeler aracılığı ile taze olarak alınmalıdır. Pişirme ve uzun süreli bekletmelerde ciddi kayba uğrar. Turunçgiller, lahana, çilek, domates, karnabahar, patates, kırmızı ve yeşilbiber iyi bir C vitamini kaynağıdırlar. Bir de şunu söylemekte yarar var. İçerdiği vitamin deposu nedeniyle hurma gebeler için gerekli bir meyvedir. Özellikle doğuma yakın tüketilmesi içerdiği besinlerin; Oksitosin hormon salgısını arttırması nedeniyle doğumu kolaylaşmasını sağlar.

 

bebek.com: Folik asit almanın önemi nedir?

Zehra C. Akören: ‘Spina bifida’ yani sinir sistemi hastalığını önlemenin en etkili yoludur. Taze yeşil yapraklı sebzeler iyi bir folik asit kaynağıdırlar, vitamin kaybı olmaması için iyi yıkanmış çiğ sebzeler aracılığı ile ya da buharda az pişirme tekniği ile tüketilmelidir. Yeşil yapraklı sebzeler, fındık, yerfıstığı, karnabahar ve kepekli ekmek folik asit kaynağıdırlar.

 

bebek.com: Hamilelikte margarin, tereyağ gibi besinleri ekstra tüketmekte fayda var mıdır?

Zehra C. Akören: Tüketilen günlük enerjinin %30 unu oluşturan yağların;%10 unun doymuş yağlardan,%10 unun tekli doymamış yağlardan,%10 unun çoklu doymamış yağlardan alınması vücut için gereklidir. Doymuş yağlar;et,süt,yumurta gibi gıdalardan da az yağlı bile olsalar alınmış olacağından ayrıca margarin ya da tereyağ tüketmeye gerek yoktur.

 

bebek.com: Fazla karbonhidrat tüketmek zararlı olabilir mi?

Zehra C. Akören: Vücudun temel enerji ihtiyacı karbonhidratlardan sağlanır. Yani ekmek –pilav-makarna tüketimine dikkat edilmeli, tüketilecek olan miktarlar diyetisyeniniz tarafından belirlenmelidir. Fazla kilolu hamilelerin saf karbonhidratlardan kaçınması gerekir. Kansızlık varsa, kepekli karbonhidratlardan kaçınılmalıdır.

 

bebek.com: Gebelikte yaşanan kabızlık sorunu için ne önerirsiniz?

Zehra C. Akören: Günde 40 gr lif tüketmek gebelikte kabızlık oluşumunu engellediği gibi kansere karşı bariyer oluşturur. Taze sebze ve meyveler lif açısından zengindir.

 

bebek.com: Gebelikte kalsiyum ihtiyacı ne kadar artar?

Zehra C. Akören: Annenin kemik sağlığını koruması;bebeğin 8.hafta da başlayan diş ve kemiklerinin oluşması için kalsiyum gereksinimi önemlidir.İhtiyacınız ,normal ihtiyacınızın iki katına çıkacağından tüketime özen gösterilmelidir.Kalsiyum içeren gıdalar: Süt-yoğurt-peynir-kefirdir.Yeşil yapraklı sebzelerde de az miktar da kalsiyum bulunur.

 

bebek.com: Hamilelikte günde ne kadar su içmekte fayda vardır?

Zehra C. Akören: Gebelikte kabızlığın önlenmesi ,sırt ağrılarının oluşmaması için su tüketimi çok önemlidir..Günlük su ihtiyacı ortalama 1,5-2 litre kadardır.

 

bebek.com: Hamilelikte şeker yemek tüketimi kısıtlanmalı mıdır?

Zehra C. Akören: Enerji ve tatlı ihtiyacı için sofra şekeri yerine pekmez,bal gibi besinlerden faydalanmak daha yararlıdır.Saf şeker hiçbir besleyici değeri olmayan enerji kaynağıdırlar.

 

bebek.com: Gebeler için önerilmeyen besinler nelerdir?

 

Zehra C. Akören:

  • Katkı maddeleri içeren gıdalar

  • Dondurulmuş yiyecekler

  • Açıkta satılan gıdalar

  • Açık süt-peynir ve çiğ etlerden yapılmış gıdalar

  Koyu çay, kahve, kakao. Son araştırmalar özellikle kahvenin erken doğum riski oluşturduğu yönündedir.

  Bitki çayları: Doktorunuz ve diyetisyeninize danışmadan tüketilmesi önerilmemektedir. Çayların içeriğindeki bazı etken maddeler sizi olumsuz etkileyebilir.

  Tuz: Vücutta aşırı tuz tüketimi ödem oluşmasına yani şişliğe neden olacağından böbrekleriniz zarar görüp sizi hastalandırabilir.

  Gazlı içecek ve meşrubatlar: Boş enerji kaynağı olup;annenin gereksiz kilo almasına neden olurlar.

  İyi yıkanmamış sebze ve meyveler: Üzerlerinde kalabilecek kimyasal atıklar, bakterilerden dolayı zarar verebilirler

  İyi pişmemiş etler: Gıda Zehirlenmesine neden olabilir.

  Maydanoz: Fazla maydanoz tüketimi erken doğumu tetikleyebilir.

 

www.bebek.com